Zengin; çok mala sahip olanadenmez, zengin kalbi olana denir. Kalp zenginliğindenmahrum olan kimse, ne kadar geniş servete sahip olursa olsun yine fakirdir. Tamamı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir. Kalbi zenginolan kimse de nekadar fakir olsa herkesin nazarında muhteremdir
Paylaşacak dostlarınız yoksa iyi şeylere sahip olmanın bir zevki yoktur
Dost dediğin, sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli.
Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı,
Dost dediğin fanatik olmalı, bütün dünya seni üzdüğünde bile sana moral Vermeli,
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli
Ve ağladığında seninle ağlamalı, Ama hepsinden daha çok, dost matamatiksel olmalı!
Sevinci çarpmalı,
Üzüntüyü bölmeli,
Geçmişi çıkartmalı,
Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı
Sevgiye herzaman yeri olan yüreği kocaman dostlara...
Alışma bana, ne yapacagım belli olmaz, bugün varım, yarın birden yok olurum... Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum, canımı acıtma bi yara da sen açma.. Sevme beni, yogun duygularımda kaybolursun, tutuştururum... İsteme beni, yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum... Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum... Anlama beni, ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum... Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum.. Güveniyosan kendine inandır beni aşkın varlıgına, sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun olurum... Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında, hala minik bir çocugum, büyütemezsen kaybolurum
Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde Yürüyorum sanki senin yanında Sesin uzaklaşır herbir Adımda Ayak izim kalmadan gidiyorum
Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı Bana kimse sen gibi sarılmadı Işığımız sönmeden gidiyorum
ιηѕαη уα нαуяαи σℓυя вαиα уα∂α ∂üşмαη
O suskun akşamın her saatinde , Kaç gece ağladım duyan olmadı,
Yıllarca yaşadım kalbim dolmadı, Sonunda Karşıma Gerçekten Seven Biri Çıktı.
Altta bak bulabilecek misin??
Bulabildin miiiiiiiiii?????????
Tanı beni ben anlamsız kavgalarla, yarınsız sevdalarla, anlatılan masallarda!.. yitirdim inancımı!.. Kuralsız insanların sahte cennetlerinde, yanlışı doğrudan, karayı beyazdan adamı adamdan, insanı insandan, ayırmakla geçti gençliğim. Ben kan gövdeyi götürürken... can bedenden ayrılırken, kan damardan çekilirken, öğrendim yaşamayı. Başarmak için inanç, inanmak için yürek, kazanmak için bilek gerekliymiş.. Adımlarını sert basmalı, yumruğunu sert vurmalı!.. sesin gür çıkmalıymış. Taş!!! kadar ağır, taş kadar sağır, taş kadar küçük, taş kadar büyük olunmalıymış. Karnın açken bile kuyruğun dik, belin bükülse bile başın hep dik kalmalıymış. Şimdi tanıdınmı beni?
YaZ DeMeDiM KıŞ DeMeDiM.SeN İsTeDiN Bn gELdİm..NeDiR Bu snDeN
CeKtİğİm..BÖYLE İHANET GÖRMEDİM.....!!!!!!!!!
BENİ SANA ÖZLETEN SENDİNN
Her şey sende gizli; yerin seni çektigi kadar ağırsın, kanatların çırpındığı kadar hafif... kalbinin attığı kadar canlısın, gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü... ne renk olursa olsun kaşın gözün, karşındakinin gördüğüdür rengin! yaşadıklarını kár sayma; yaşadığın kadar yakınsın sonuna. ne kadar yaşarsan yaşa, sevdiğin kadardır ömrün... gülebildiğin kadar mutlusun, üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin... sakın bitti sanma her şeyi,sevdiğin kadar sevileceksin. güneşin doğusundadır doğanın sana verdiği değer ve karsindakine değer verdigin kadar insansın! bir gün yalan söyleyeceksen eğer; bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansin. ay ışığındadır sevilene duyulan hasret, ve sevdiğine hasret kaldığın kadar ona yakınsın... unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, güneşin seni ısıttığı kadar sıcak... kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. işte budur hayat, işte budur yaşamak! bunu hatırladığın kadar yaşarsın, unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun!.. çiçek sulandığı kadar güzeldir, kuşlar ötebildiği kadar sevimli... bebek ağladığı kadar bebektir, ve herşeyi oğrendiğin kadar bilirsin... bunu da oğren , sevdiğin kadar sevilirsin!..
Seni andım..!
Neler yazmadım şu deftere,senden sonra ve senleyken de... Mutluluğum, sevgim,aşkım ve bunun yanında keder de... Şimdi neler yazmak isterdim sana, yüreğimdeki sitemle, Fakat biliyorum ki; anlamayacaksın gene... Seni cümlelere sığdırmakta güçlük çekiyorum, Herşeyi anlattım da; sana geldi sıra fakat anlatamıyorum... Gözlerim ufak çocuklar gibi seni arıyor, Kalbimde beni dinlemiyor, vefasızlığını anlatamıyorum... Hasta olduğun an geldi şimdi aklıma, Yüreğim acırdı... sana belli etmezdim ama, Sanki kanser olmuşsun gibi korkuturdu beni Kanser değildin, ufak bir griptin aslında... Şimdi ben hastayım, peki sen niye aramazsın? Bilmiyorum halini seninde,bilmem hasta mısın? Aramam seni sevgili; Benim olmayışın varken sesini duyunca nasıl dayanırım......
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim Derinden bir tren geçer Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Alıp başımı gitmek isterim
SANA GELECEĞİM
İNSANI İKİ ŞEY ÖLDÜRÜRMÜŞ.
BİRİNCİSİ ; SEVMEDİĞİ İNSANIN SİLAHINDAN GELEN MERMİ,
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam... Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam... Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam... Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa... İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan... Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa... Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam... O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam... Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam... Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam... Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam... Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam... Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam... Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam... Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam... Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam... Seninle ilgili planlar yapıyorsam... Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam... İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup 'Biz olsaydık böyle yapardık' diyorsam... Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam... Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam... Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam... Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam... 'Hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam... Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...
Bir kompozisyon misali yaşıyoruz hayatı... Giriş, gelişme ve sonuç(!)
Giriş(!)
Sorunlar, ihanetler, gidenler yok bu sayfasında hayatın. Çünkü gidenlerin neden gittiğini, sorunların neden olduğunu bilmiyoruz Hayat bir sahneyse yani, en güzel bölümünde rol alıyoruz bu sahnenin. Ağlayanlara, yüzümüzü asarak bakıyoruz, niye acaba? Dercesine.... En ağır sorunun içinde de olsak parka gidiyoruz oyun oynamaya....
Gelişme(!)
İşte burada bitiyor hayaller,oyunlar,masallar....Şimdi karşımızda gerçekler. Ben bu bölümün her anında yaşadım seni. Aradım da bulamadım eski kişiliğini... Sende getirmişsin sevgilim aşkın son kullanma tarihini... Gizli ağlamalar başlıyor, gözyaşları saklanıyor. "Niye ağlıyorsun?" diye soranlara ne cevap verirsin sonra... Senin de hayatına giriyor, ihanetler,yalancı sevgiler ve beraberinde tutkulu aşklar ah hayatımızın bu sahnesinde oyun oynayabilseydik(!) Ne olurdu? anlamasaydık da olanlara ağlamasaydık! Gene de her başlangıç bir ayrılık değildir diyorum... Fakat ilginçtir teoride başlayabiliyorum yeni aşklara... Sen farkında değilsin ama yanımdasın gene de.. Bir gülüş olup yanağımda, ağladığımda gözyaşımsın ve sevgilim işte kalem olup yazdığımsın.... Sen hayat oyununda baş rolleri paylaştığım tek aşkımsın.
İnsanlara beklediklerinden daha çok şey ver ve bunu zevk alarak yap.
Dinlediğin her şeye inanma, sahip olduğun her şeyi harcama ve istediğin kadar uyuma.
'Seni seviyorum' dediğinde, cidden söyle.
Üzgünüm dediğinde, o kişinin gözlerinin içine bak.
Evlenmeden önce en az 6 ay nişanlı kal.
Başkalarının düşleriyle asla alay etme.
Anlaşmazlık durumlarında, dürüst ol.
Kimseyi kırma, hakaret etme.
İnsanları akrabalarına göre yargılama.
Yavaş konuş, ama hızlı düşün.
Anneni ara.
Kaybettiğinde, ders al.
Küçük bir anlaşmazlığın büyük bir arkadaşlığı bozmasına izin verme.
Telefona cevap verirken gülümse.Seni arayan kişi bunu sesinden anlayacaktır.
Biraz yalnız kal.
Suskunluğun, bazen, en iyi yanıt olduğunu unutma.
Allah`a güven ama arabanı kilitle. (Deveni bağla sonra tevekkül et).
Evde sevgi dolu bir atmosfer önemlidir.Huzurlu ve uyumlu bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.
Geçmişte çok yaşama.
Bildiklerini paylaş. Ölümsüzlüğü elde etmenin bir yoludur.
Dua et. Duada, ölçülemeyecek bir güç saklıdır.·
Sana sevgi gösterisinde bulunan birini engelleme.
Başkalarının işine burnunu sokma.
Çok para kazanıyorsan eğer, hayattayken, başkalarına yardım et. Bu, Şansın sana verebileceği en büyük tatmindir. Unutma, istediklerini elde edememek, bazen büyük bir şanstır.
Yalnızlık, bir kum tanesi; yer yüzünün her bir noktasında yalnızdır aslında her insan, yalnız olduğunu anlamasa da anlatmak, anlamak bu kadar güç iken , yalnızlık düştü dünyama kolayca ... Ne sen, ne de bir başkası zor olanda onu tanıyamaması. Tek bir soru, tek bir cevap ve verilen cevaba mükafat yine yalnızlık oldu. Bırakıp dünü, bu günü ve yarına yürüdüm adım adım umut denilen inişli çıkışlı yollarda . Kar kadar büyük ve soğuk bir okyanus kadar bilinmezlik dolu yarınlarda. Kimi zaman ihtiyar bir balıkçı olup, aradım umutlarımı derinliklerde, kimi zaman yusufçuk olup dolaştım diyar diyar, kimi zaman söz olup gezindim nağmelerde, haram odu kimi zaman gülmek, öyle söylenen her bir sözün, her damla göz yaşın bir günahı olsa; bir şey buluna bilir mi acaba? Cennet kapısını aralamaya yetermi? Türküler söyledim geceleerinde, sevdalar kokardı buram buram, gün ışığında aynen öyle. Bedenimde terime karışırdı hasret ve işlenen günahın yine ben olurdum. Anlattım, anlamadın!
Filizlenmiş dedim tövbelerim, umutlarında orak alıp biçen yine sen oldun. Yeminlerim var dedim, karanlığı delen şafak misali, bozan yine sen oldun. Hava hasretti, toprak hasretti, su hasreti ve senin hasretin Bitanem neden mi; Gün üç kuruşluk olmuştu, beş para etmezdi. Gözlerim, dudaklarım ve ellerim hasretti bir yudum sevgiye hasret kaldım Şehvetin ateşiyle yanıp, kül olmuş sevgiye neden mi! Kalpler üç kuruş olmuş beş para etmezdi. Sana bir okyanus sundum henüz girilmemişti, sana bir söz söyledim henüz söylenmemişti ve sana sevgimi sundum henüz kirlenmemişti. Sana dünümü verdim, alabildiğince uzaklarda ve sana bugünümü verdim elini uzatsan yanı başında. Sana yarınımı veriyorum diyemem, yarınlar ki senden çok uzaklarda.
Seni çok ama çok güzel yapan; benim kalbimin yüreğimin, duygularımın, düşüncelerimin bütün güzelliklerinin yüzüne yansımasıymış. Sana yemin ederim ki bunları geri aldığım takdirde, sende kalan tek şey; Gemilerin, fabrikaların artıklarıyla süslenen bir denizin görüntüsü, Kuzey kutbu’nun insan yüreğini sızlatan soğukluğudur.
Hayat devam ediyor,
ben biraz daha eksik biraz daha yorgun
biraz daha yenik, hayat devam ediyor...
Dipnot...
Bir ilişkinde olması gerekenler vardır, askın temeli olması gerekir. Bunları sıralamak gerekirse detaylarla uzunca... kısaca özet vermek gerekirse.. Bir ilişkide 3 sey sartır. Sevgi Saygı, Hoşgörü, Güven
Sevgi; ilişkinin temeli ve elbetteki ilişki baslagıcını olusturur yani projesidir aslında imar edilecek, birlikte gececek olan hayatın..
Sevgi ki karsıdakini de anlamakdır, beraberinde saygıyıda getirir... Burası önemli..! saygı karsıdakini "anlamak ancak yanlıs anlamamakdır" aynı zamanda, dinlemek gerektirir detaycı olmamak, ilişkinin imarında en büyük etki de denebilir aslında keza anlayısın olmadıgı bir ilişki cok seyin kaybolmasına ve yok olmasına sebep olur. Bu komplike olgular birbirinden bagımsız ancak birbirine ihtiyac duyarak varlıgını sürdürür.. Sevgi gereklidir yasam kaynagınızdır. Sevgili olun Seven ve sevilen olun..
Saygılı olmak karsındakinin azami ölcüde duygusal piskolojisini anlamak ve buna göre huzuruda oraya koymak, nitekim böyle olması gereklidir.. Aksi faydasızdır.. Kişiliklere göre saygıda sınıflanabilir ancak bunu boyutu ilişkinin boyutlarına göre ölçeklenebilir..
Mütemadiyen cıkacak zorlukların karsısında güclü durma ve güclü olma hissi verir, Şuuru korumayada faydalıdır, zorluklarda ne zaman ve nasıl hareket edilmesi gerektigi ve bunlar karsısında belirlenecek hamleleri ortaya cıkartır. Saygılı olun.
Hoşgörü; bir ilişkinin en önemli degeridir.. olmayısı digerleri gibi düşünülemez.. Getirdikleri hesaplandıgında tüm gereksenimleri karsılayabilir, Hoşgörü anlayısı,sadakati, özgüveni,seviyeyi,düşünceyi,güclü olmayı olusturur; öyle ki ilişkinizde sadakatsizligi affedemezseniz sıraladıklarım sizi yeniden bir araya getirebilir ancak hoşgörü olmayısı bunların hiçbirini getirmez, bu da ilişkinin ucuruma gitmesi demekdir.. Siz ucuruma gitmeyin.. Hoşgörülü olun..
Güven; O ki! kişiler arasındaki bagını kuvvetini belirleyen yegane etkendir. Kimse güvensiz yasayamaz kendine güven, sevgine güven, karsındakine güven, sevgi gücüne güven ve benzeri..
Kıskanclıgın ölcüsünü ayarlamakda güven cok büyük öneme sahipdir.. Güven eksikligi cok büyük sorunların olusmasına gebe tutar ilişkiyi.. Güven Sarttır..! Güven kazanılması gerektigi kadar verilmelidir de ve bu karsılıklı saglanmalıdır.. kiminin fazla kimin eksik degil. ilişkilerin en büyük sorunudur güven. Güven duymazsanız Güven kazanamazsınız bu karsılıklıdır. Nitekim hayat oyun degildir.. Aşkda öyle.. Sevgide öyle ...
Koç: Her dediğini yapmanız, size sahip olduğunu avucunda olduğunuzu düşündürmeniz, başkalarıyla ilgilendiğinizi fark ettirmeniz, kıskançlığınız, sahipleniciliğiniz, bıkması için yeterli.
Boğa: Zor ayrılır. Seksüel isteksizliğiniz, finansal güvensizlikleriniz, maddi kararlarınızın sık sık yanlış çıkması, birikim sağlamamanız, çok harcamanız , güvenliğe dönük düşünememeniz ve davranamamanız.
İkizler: Korumacı, sahiplenici ve kıskanç olmanız yeterli. Bir dakikada unutur.
Yengeç: Kaçarsanız kovalar, kovalarsanız kaçar. Kovalamanız, düş kırıklığına uğratmanız, incitmeniz, düşündüğü gibi biri olmadığınızı belli etmeniz, eleştirel, şefkatsiz, hırçın tavırlarınız O’nun kızgınlıklarını körükler ve anında soğumuş hisseder.
Aslan: Gururunu zedelemeniz, hatalarından bahsetmeniz, eleştirmeniz, desteklememeniz, alkışlamamanız, takdir etmemeniz çekip gitmesine sebep olur ve bir daha da kolay kolay geri dönmez.
Başak: Dikkatli, özenli, akıllı ve sevecen olmamanız yeterli. Entelektüel birikiminiz ve kültürel yeterliliğiniz de yoksa çok çabuk kaybedersiniz. Geri dönmez. Ancak kalbinizi de kırmaz.
Terazi: Modern, popüler, bakımlı, saygın, olmamanız yeterli. Nezaketini bozmamak için konuşmadan terk edecektir.
Akrep: Kontrolü ya O’ na bırakmalısınız yada elinizden bir saniye bile bırakmamalısınız. Kontrolü kaybetme duygusunu yaşaması ayrılmak ve sizi acılar içinde bırakmak için yeterli.
Yay: Gezmekten hoşlanmamanız, başka kültürlere ilgi duymamanız ve akıllı biri olmadığınızı fark ettirmeniz yeterli. Doğru ve dürüst olmayan tutumlarınız, ayrılmak istemesi için yeterli, gerekli ve önkoşul.. Buna ego katliamını da eklerseniz her zamanki hızıyla Yay uzaklaşacaktır.
Oğlak: En zor ayrılan burçtur eğer sizi yeterince benimsemişse! Ailesi hakkında olumsuz konuşmalarınız, maddi güvenliğini zora sokmanız, işinde desteklememeniz, finansal konularda savruk ve düşüncesiz davranmanız yeterli. Elbette hepsi bir arada olmak koşuluyla!
Kovastemediğinizi belli etmeniz, söylemeniz veya hissettirmeniz yeterli. Bunlar yoksa kısıtlamanız, hesap sormanız, müdahale etmeniz, arkadaşlıklarına karışmanız ağır sözlerle terk edilmenize rahatlıkla sebep olur.
Balık: Aldatmak için sebebe gereksinimi yoktur çünkü sebepleri her an değişebilir. Ayrılmak için de! Duygusal Dünyasını azcık sarsacak herhangi bir somut olay yeterlidir. Gerçek sebep kendi çıkarına daha uygun bir durum yakalamış olmasıdır
benim derdim senin derdin
ne farkımız vardı derdin
ölene dek hep yanyana
hani benle beraberdin delikıız
dağ küsermi toprağna
dal küsermi yaprağına
el küsermi parmağına
abenim aşkım deli kız
durma öyle sessiz sessiz
ne yaparım söylesensiz
olamayız biliyorsun
neben sensiz nesen bensiz
deli kııız
dağ küsermi toprağına
dal küsermi yaprağına
el küsermi parmağına
abenim aşkım deli kız
Türk milliyetçiliği tarihine Türkçüler günü(bayramı)bayramı olarak ta geçen,günün tarih içerisindeki yeri zamanı ve aktörlerini iyi tahlil etmek gereklidir.o zaman 3 mayısın önemini daha iyi anlarız. 3 mayıs 1944 zaman olarak ta dünyada s.s.c.b. komünist politikasının yayıldığı yıllarda ülkemizde yaşanmış,tarih açısından bir yüz kızartıcılıktı,o tarihin hukuk adamlarının vicdan ve bilgi sahibi oluşlarından dolayı hükümetin tarihi ayıbı bir nebzede olsun örtülmüştü..... 3 mayıs h.Nihal atsız ve arkadaşlarının (başbuğ Türkeş) dönemin hükümetlerinin ve milli eğitim bakanlarının okullarda Türk gençlerini komünistleştirmek için ortaya koyduğu uygulamaya baş kaldırışın adı idi.başta s.s.c.b. olmak üzere Türkiye deki komünistler bu Türkçü Turancı akımın hızla büyüdüğünü görünce hukuk ve kanun dışı uygulamalar keyfi tutuklamalar ve işkenceler yapmakla yıldırma politikası uyguladılar.oysa yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz diyen atsız ve arkadaşları yılmadılar,Türkçülük Turancılık davasına inançları tamdı,Türk gençliği de dalga dalga seslerine ses veriyordu,onları hiç bir şey yıldıramadı. yıllar Türk milliyetçiliği bayrağını hep yukarıya taşıyan değerler yetiştirmeye devam etti,atsızdan bayrağı devralan kurmay albay Alpaslan Türkeş Türk milletine olan yürekten bağlılığının karşılığını başbuğ Türkeş olarak aldığında 1944 te yapılan saldırılar misliyle artmış onun ülkü ocaklarına ve ocaktaki genç Türkçü Turancı bozkurtlarına saldırılar devam etmişti, milliyetçiler her türlü saldırıya karşı direnmiş,turan rüyaları gerçekleşmiş.tarihin haklı çıkardığı lider Türkeş’se gün geçtikçe milletin gönlünde taht kurmaya başlamıştı,Türkçülerin kutlu turan yolculuğu ihtilalle de kesilemedi,bir sel gibi büyüyen milliyetçilik,başbuğun hakka intikaliyle başsız kalınca onun yerine geçenlerin beceriksiz basiretsiz ve korkak siyaseti yüzünden bugün Türk milliyetçiliği başsız ve sahipsizdir,bu gün Türkçülük adına kutlu bir gündür,yine bu millete korkusuz liderlerin geleceği günü yüce Allahtan sabırla bekleyerek 3 mayısın Türk dünyasına hayırlar getirmesini dilerim,YÜFKA YÜREKLİLERLE ÇETİN YOLLAR AŞILMAZ.